Sayfayı son güncelleme tarihim: 14.01.2025

ALMANCA BİLMEDİĞİM İÇİN KARŞILAŞTIĞIM ZORLUKLAR

  1. Okuldan “Koşullu Kabul” Almak

    Münih Teknik Üniversitesi’ndeki bölümüme kabul alırken Almanca bilme şartı yoktu çünkü %100 İngilizce bir bölüme başvurmuştum. Ancak gelen kabul mektubunda maksimum 2 dönem içerisinde A1.1 seviyesini tamamlamam gerektiği yazıyordu. Yani tamamlayamasaydım master başvurum tehlikeye girecekti (belki de atılacaktım tam prosedürü bilmiyorum oradaki)

    Hatta kabul emailini tam olarak ekran görüntüsü olarak koyuyorum baya gergin bir email başta reddedildiğimi bile düşündüm:

    Screenshot 2025-01-14 at 19.15.23.png

    Bu yüzden A1.1 kolay bir seviye de olsa gerilmeden edemedim. Ya geçemezsem, ya 1 senede istenen seviyeye gelemezsem. Neyseki otobüs yolculuklarında Duolingo yapmak, kafa göz yara yara yamuk bir Almanca’yla yine de sipariş vermeye çalışmak ve en önemlisi okulda aldığım ders sayesinde bu koşulu atlatmış oldum.

  2. Tüm Alanları Seçememek

    TUM’da benim master bölümüm Management & Technology (İşletme ve Teknoloji)

    Bu bölümde hem Management hem de Technology alanlarından birer uzmanlık seçmemiz gerekiyor. Management uzmanlıkları %100 İngilizce ama Teknoloji uzmanlıklarından 3/7si İngilizce. Yani Almanca bilmediğim için istediğim her alanda uzmanlaşamıyorum. Bkz:

    Screenshot 2025-01-14 at 17.52.03.png

    Screenshot 2025-01-14 at 17.54.02.png

    Ayrıca Management uzmanlıkları %100 İngilizce görünmesine rağmen bazı dersler Almanca açılıyor ve onları direkt olarak seçemiyorum. Yine de hiç Almanca ders almadan bölümden mezun olabilirsiniz. Karar sizin :)

  3. Ülkeye Girerken Polis Kontrolleri

    O pasaport sırasındaki gerginlik… Tüm evraklarınızın eksiksiz olduğunuzu bilmenize rağmen Almanca bilmediğiniz için size önyargılı yaklaşılacağı korkusu… Hepsi gerçek!

    Nitekim şimdiye kadar Almanca bilmediğim için hiç sınırdan çevrilmedim, yine de “Sprechen Sie Englisch?” (İngilizce biliyor musunuz?) diye sorduğumda polislerin yüzünde “Hah, biri daha Almanca bilmeden Almanya’ya yaşamaya gelmiş!” ifadesini görüyorum bazen.

    Ne İngilizce ne de Almanca bilmeden bir şekilde anlaşarak girenler de oluyor tabii. Yine de bu tarz karşılaşmalar için Almanca bilmek çok büyük rahatlık sağlardı…

  4. Devlet Daireleri - Bürokratik Süreçler

    Devlet dairelerinde İngilizce bilmeyen birçok çalışan var ve sizden o noktada Almanca bilmenizi bekliyorlar, sonuçta onların ülkesine gelmiş ve onların devlet dairelerinde iş yaptırmaya çalışıyorsunuz. Bir problem çıkmadıkça çok sorun olmuyor aslında ama problem çıktığı an “Das ist Deutschland!!!” (Burası Almanya!) uyarılarına maruz kalabiliyorsunuz. Örneğin bir arkadaşım Erasmus yaparken yaptığı ikametgah kaydının silinmediğini ve 3 senedir Almanya’da yaşıyor gibi göründüğünü yüksek lisans için tekrardan devlet dairesine gidince öğrendi. Derdini anlatamadığı gibi bir ton Almanca azar işitti… (Ne dediler kim bilir)

  5. Gündelik Hayatta Önyargılar - Hiç “Türk”e Benzemiyorsun

    Almanca konuşmadığınızda otomatik olarak soğuk ya da sert bir tavırla karşılaşabiliyorsunuz. Almanca konuşamasanız dahi lafa Almanca başlama çabanız takdir görüyor. Sonradan konuşma zorlaştıkça İngilizce’ye geçseniz dahi bir Almanca giriş pozitif tutum sergiletiyor.,

    Bir de yabancı olduğunuzu anladıklarında “Eee nerelisin, hiç Türk’e benzemiyorsun!” diyorlar. Biraz ayrımcı buluyorum bu söylemi de neyse bu konuya burada fazla girmeyeceğim…

  6. İş Arama Süreci - İngilizce Olanlarda Yığılma

    İşlerin çoğu Almanca dostlar yalan yok. Elbette İngilizce iş de bulunuyor, hatta işini Almanca bildiği için bulan oranı çok daha az ama yine de iş ararken Linkedin’de İngilizce filtrelediğiniz anda seçenekler epey bir azalıyor.

    Bazen de iş dili İngilizce olsa dahi Almanca tercih edilir diye belirtiliyor özellikle. Öğrenci işleri, stajlar yine neyse ama duyduğum kadarıyla tam zamanlı işlerde Almanca bilmezseniz şansınız çok çok düşüyor. Sırf bu yüzden yüksek lisansını uzatıp iyice Almanca öğrenmeden (idealde C1 seviyesi ama en az B2) mezun olmayan tanıdıklarım var. Yani en iyisi mezuniyette Almanca bilmemenin sizi çok geriye götüreceğini idrak edip bu gerçekle bir an önce barışarak Almanca öğrenmek.

    Ha hiç İngilizce iş yok mu? Var elbette, ama benim bahsettiğim şansınızı yükseltmek.

  7. Ev Arama Süreci - Güvensiz Ev Sahipleri

    İşte burada Almanca bilmemek gerçek bir sıkıntı! Ev ilanlarına başvururken yazdığınız mesajlar ingilizceyse dönüş oranı çok çok çok az. Almanca yazdığınız takdirde de yabancı ve öğrenci olduğunuz için çok iyi bir profil çizmiyorsunuz. Özellikle paylaşımlı bir evde bir odaya değil de direkt kendi evinizi tutmaya çalışıyorsanız Almanca bilmeden çok zor. Ev sahipleri Almanca bilmenizi istediği gibi 6 aylık maaş dökümü vs. de istiyorlar. Dolayısıyla kendi evimi tutayım ev bakarken rahat edeyim diyorsanız çoğu ev sahibinin orta-üst yaş Alman olacağını göz önünde bulundurup kendinizi ona göre hazırlamalısınız.

  8. Sosyallik & Arkadaşlık & Flört - Derinleşemeyen İlişkiler

    Sosyallikten bahsetmeden olmaz. Eğer burada derin ilişkiler kurup Almanlarla sıkı dost olmak istiyorsanız bir yerden sonra Almanca öğrenmelisiniz. Çok da yadırgamıyorum Türkiye’de de sürekli İngilizce konuşmamız gerektiğinde bazen sıkılıyorduk ve yoruluyorduk. Ya da bazı terimler İngilizce anlatılayamayacağından Türkçe’ye geçiyorduk. Aynısı burada da var. Sağ olsunlar İngilizce konuşuyorlar ama bir süre sonra sohbet tıkanıyor, derinleşemiyor yani.

    Burada yıllarca yaşama, arkadaş edinme, belki bir partner bulma hayaliniz varsa o hayallerin arasına Almanca bilmek de eklenmeli 🙂

    Benden bugünlük bu kadar, daha yaşadığım zorluklar olursa eklerim dostlarım.